Haber Giriş Tarihi: 01.09.2026 13:20
Haber Güncellenme Tarihi: 01.09.2026 13:20
https://www.normhaber.com/

Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, Frank işareti hakkında, "Genellikle yaşla ilişkili bir durumdur; yaş ilerledikçe daha sık görülür, genç hastalarda ise nadirdir" dedi.
Komedyen Cem Yılmaz’ın Çanakkale’de geçirdiği ve anjiyo ile stent takılmasıyla sonuçlanan kalp krizinin ardından, halk arasında kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen "Frank işareti" yeniden gündeme geldi. Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, bu işaretin ne anlama geldiğini, kalp krizinin sinsi belirtilerini ve alınması gereken önlemleri anlattı. Kulak memesindeki çizginin damar tıkanıklığı için güçlü bir gösterge olmadığını belirten Bal, bu durumun genellikle yaş ile alakalı bir durum olduğunu ve yaş ilerledikçe daha sık görüldüğünü belirtti. Ayrıca Bal, bu işaretin varlığının doğrudan bir kalp krizi riski anlamına gelmediğini sözlerine ekledi.
"Genellikle yaşla ilişkili bir durumdur"
Bu işaretin varlığının doğrudan bir kalp krizi riski anlamına gelmediğini vurgulayan Bal, "Genellikle yaşla ilişkili bir durumdur; yaş ilerledikçe daha sık görülür, genç hastalarda ise nadirdir. Ayrıca genellikle şeker hastalığı, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımıyla birlikte görüldüğü için, yaşın ve diğer risk faktörlerinin etkisi ayrıştırıldığında tek başına anlamlı bir işaret olmaktan çıkıyor. Özellikle genç yaşta olan ve her iki kulakta da bu işaret bulunan kişilere, en azından risk açısından bir kardiyovasküler kontrolden geçmelerini öneriyoruz. Bu işarete sahip olan herkesin kalp hastası olacağı ya da kalp krizi geçireceği düşünülmemeli; yine de bir kardiyovasküler kontrolden geçmek uygun olur" ifadelerini kullandı.
"En önemli bulgu göğüs ağrısı, ama karakteri belirleyici"
Kalp krizinin her zaman klasik belirtilerle ortaya çıkmadığını hatırlatan Bal, kriz anındaki en belirgin bulgunun göğüs ağrısı olduğunun altını çizerek, "Göz kararması, soğuk terleme ya da nefes darlığı gibi belirtiler pek çok farklı hastalıkta da görülebilir; şekeri ya da tansiyonu düşen bir kişi de benzer hisler yaşayabilir ama kalp krizinde en temel bulgu göğüs ağrısıdır. Tüm göğüs kafesini kaplayan, ezici bir baskı tarzında olur ve genellikle hastaya bir ölüm korkusu hissi verir. Böyle bir ağrı hisseden kişi vakit kaybetmeden en yakın acil müdahale merkezine gitmelidir. Şeker hastalığında ağrı eşiği ve ağrı algısı bozulabildiği için, bu hastalar kalp krizi geçirdiklerini fark etmeyebilir, göğüste yalnızca hafif bir huzursuzluk hissedip sessiz kalp krizi geçirebilirler. Ayrıca kalbi mide ile ayıran ince bir diyafram kası vardır ve özellikle sağ koroner arter bu bölgeden seyreder. Bu bölgeyi ilgilendiren kalp krizlerinde hastalar acile mide bulantısı ve kusma şikayetiyle başvurabilir. Çekilen EKG’de tesadüfen kalp krizi geçirmekte oldukları fark edilir. Yine de vakaların yüzde 99’undan fazlasında temel bulgu göğüs ağrısıdır" açıklamasında bulundu.
"40 yaşından itibaren temel kalp kontrolü şart"
Risk faktörlerinin toplum tarafından bilinmesi gerektiğini söyleyen Bal, "En başlıca risk faktörleri yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, tansiyon ve şeker hastalığıdır. Aile öyküsü de önemlidir. Hiçbir risk faktörü olmasa bile, 40 yaşına gelmiş her insanın mutlaka EKG, ekokardiyografi ve temel metabolik parametrelerini içeren bir kalp kontrolünden geçmesi gerekir. Hastalar ağrılarını iğne battı, bıçak saplandı gibi tarif ettiğinde bu bizim için çok anlamlı değildir ama göğsümde ağırlık oluştu, öküz oturdu, taş kondu gibi tarifler yapıldığında bu, ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir göğüs ağrısıdır. Özellikle eforla, sinirlenmeyle veya üzülmeyle tetikleniyorsa ve 15-20 dakika içinde istirahatle geçiyorsa ciddiye alınmalı, aralıklı oluyorsa kontrole gidilmeli. Fakat 20 dakikadan uzun sürüyorsa hiç beklenmemeli, hemen acile gidilmelidir" dedi.