Haber Giriş Tarihi: 14.09.2026 12:20
Haber Güncellenme Tarihi: 14.09.2026 12:20
https://www.normhaber.com/

Prostat kanserinin dünyada ve Türkiye’de erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Soner Çoban, her 8 erkekten birinin yaşamının bir döneminde bu hastalıkla karşılaşma riski taşıdığını belirterek, bu hastalıktaki en büyük gücün erken teşhis olduğunu ve toplumsal bilinci artırmak olduğunu vurguladı.
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Soner Çoban, 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hastalığın erken evrelerde genellikle hiçbir belirti vermediğini belirten Prof. Dr. Çoban, "Ancak hastalık ilerledikçe idrar yolları ve çevre dokulara baskı yapması nedeniyle bazı şikayetler ortaya çıkabilir. Bunlar gece sık idrara kalkma, idrardan kan gelmesi, zayıf ve kesik kesik idrar yapma gibi belirtilerdir. Hastalığın ilerlemiş dönemlerinde ise kalça, sırt, bel veya kaburga gibi kemik bölgelerinde kalıcı ve şiddetli ağrılar yapabilir. Bizim amacımız hastalık bu belirtileri göstermeden onu yakalamaktır. Çünkü erken evrede teşhis edilen prostat kanserinde tedavi başarı oranı yüzde 100’e yakındır" dedi.
Düzenli sağlık taramaları önemli
Erkeklerin şikayeti olsun ya da olmasın belirli yaşlardan sonra düzenli sağlık taramasından geçmesinin hayati önem taşıdığının altını çizen Prof. Dr. Çoban, "Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar 40 yaşından itibaren, diğerleri ise 50 yaşından itibaren üroloji uzmanına başvurarak yıllık kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Basit bir kan testi olan prostat spesifik antijen ölçümü ve hekimin yapacağı muayene hayat kurtarıcı bir adımdır. Bunların sonucunda herhangi bir anormallik görülürse ultrason ya da emar eşliğinde biyopsi yapılarak tanı konulur. Eğer yapılan tetkikler sonucunda kanser prostat kapsülünü aşmamışsa buna erken evre teşhis yani organa sınırlı prostat kanseri denmektedir. Organa sınırlı prostat kanserinin tedavisi hastaya ve hastalığın derecesine göre değişmekle birlikte aktif izlem, cerrahi ya da ışın tedavisidir" diye konuştu.
Basit alışkanlıklar hayat değiştiriyor
Prostat kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmasa da sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrollerle bu riskin ciddi oranda azaltılabileceğini vurgulayan Çoban, "Kırmızı et ve doymuş yağların sınırlandırılarak taze sebzelere ve likopen deposu pişmiş domatese ağırlık verilen Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi; düzenli egzersiz yapılması, ideal kilonun korunması ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulması gerekmektedir" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Soner Çoban, "Bende bir şikayet yok, doktora ne gerek var" düşüncesinin riskli olduğunu belirterek, "Sağlık Bakanlığımız ve İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından toplumda kanser farkındalığını arttırmak ve erken teşhisin önemi konusunda yürütülen çalışmalar doğrultusunda bizler de hastanemizde vatandaşlarımızı bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Unutmayalım, prostat kanserinde farkındalık ve erken tanı hayat kurtarır" çağrısıyla sözlerini tamamladı.