Haber Giriş Tarihi: 10.09.2026 10:58
Haber Güncellenme Tarihi: 10.09.2026 10:58
https://www.normhaber.com/

Tiroit nodüllerinin büyük bölümü iyi huylu olsa da özellikle boyunda büyüme, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve basınç hissi gibi şikâyetlerin ortaya çıkması durumunda ayrıntılı değerlendirme önem taşıyor. Prof. Dr. İlker Murat Arer, tiroit nodüllerinin tanı ve takip sürecinde ultrasonografi bulguları ile hastanın klinik özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tiroit nodülleri, tiroit bezi içerisinde gelişen ve oldukça sık karşılaşılan oluşumlardır. Tek bir nodül şeklinde görülebileceği gibi tiroit bezinde birden fazla nodül de bulunabilir. Nodüllerin önemli bir kısmı herhangi bir belirtiye neden olmaz ve başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen tespit edilebilir.
Nodültespit edilmesi tek başına kanser anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler nodülün daha yakından değerlendirilmesini gerektirebilir. Medicana Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. İlker Murat Arer, tiroit nodüllerinde yalnızca boyutun değil, nodülün yapısal özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "Tiroit nodüllerinde değerlendirme yapılırken nodülün boyutu, ultrasonografik görünümü ve zaman içerisindeki değişimi birlikte ele alınır. Nodülün sınırlarının düzensiz olması, bazı kalsifikasyonların bulunması, yapısal özellikleri ve çevre dokularla ilişkisi kanser açısından risk değerlendirmesinde önem taşır. Bunun yanında kısa sürede belirgin büyüme gösteren nodüller, boyunda lenf bezi büyümesi, ses değişikliği, yutma veya nefes alma güçlüğü gibi bulguların eşlik ettiği durumlarda daha ayrıntılı inceleme gerekebilir. Ailede tiroit kanseri öyküsü bulunması ve geçmişte boyun bölgesine radyasyon alınmış olması da değerlendirmede dikkate alınan risk faktörlerindendir."
Ultrasonografi değerlendirmede önemli bir yere sahip
Tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde ultrasonografi temel görüntüleme yöntemlerinden biridir. Nodülün boyutu, yapısı, sınırları ve çevre dokularla ilişkisi ultrasonografi ile değerlendirilebilir. Aynı inceleme sırasında boyundaki lenf nodları hakkında da bilgi edinilebilir.
Ultrasonografide şüpheli özellikler taşıyan nodüllerde ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) gündeme gelebilir. Her nodül için biyopsi yapılması gerekmez. Biyopsi kararı, nodülün ultrasonografik özellikleri, boyutu ve hastanın taşıdığı risk faktörleri dikkate alınarak verilir.
Biyopsi sonucuna göre nodülün takip edilmesi veya cerrahi tedavinin değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Kanser tanısı veya kanser açısından yüksek şüphe bulunması halinde cerrahinin kapsamı, nodülün özellikleri ve hastalığın durumuna göre belirlenir.
Büyüyen nodüller bası şikâyetlerine neden olabilir
Tiroit nodülleri zaman içerisinde büyüdüğünde çevre dokulara baskı yapabilir. Bu durumda boyunda dolgunluk veya basınç hissi, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve nefes almada zorlanma gibi şikâyetler görülebilir. Bu belirtiler tek başına kanser göstergesi değildir; nodülün büyüklüğü ve çevre dokularla ilişkisi de benzer şikâyetlere neden olabilir.
Bazı nodüller tiroit hormonlarının fazla üretilmesine de yol açabilir. Bu durumda çarpıntı, terleme, ellerde titreme ve kilo kaybı gibi tiroit hormonlarının yüksekliğiyle ilişkili belirtiler ortaya çıkabilir.
Prof. Dr. İlker Murat Arer, cerrahi kararının nodülün özelliklerine ve hastanın klinik durumuna göre belirlendiğini ifade ederek, "Kanser şüphesi bulunan nodüllerin yanı sıra büyüyerek çevre dokulara baskı yapan veya hormon üretiminde değişikliğe neden olan bazı nodüllerde de cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Bununla birlikte her tiroit nodülü için cerrahi uygulanması gerekmez. Takip, biyopsi veya cerrahi seçeneklerinden hangisinin uygun olduğu, yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenir" dedi.
"Tiroit nodüllerinde doğru yaklaşımın belirlenebilmesi için nodülün boyutu ve ultrasonografik özelliklerinin yanı sıra büyüme durumu, hormon değerleri ve kişisel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir" diyen Prof. Dr. İlker Murat Arer, sözlerini şöyle noktaladı:
"Özellikle boyunda yeni ortaya çıkan veya büyüyen bir şişlik, kalıcı ses değişikliği, yutma ya da nefes alma güçlüğü gibi belirtiler bulunduğunda tıbbi değerlendirme yapılması önem taşır."