İzmir Saat Kulesi 125 yıldır zamana tanıklık ediyor

Haber Giriş Tarihi: 03.09.2026 12:53
Haber Güncellenme Tarihi: 03.09.2026 12:53
https://www.normhaber.com/

İzmir’in simgesi Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin değişimine tanıklık ediyor. Depremlerin ve zamanın yıkıcılığına rağmen ayakta duran kulenin kalbindeki mekanik saat, 125 yıl sonra hala ilk günkü prensiple çalışıyor.

İZMİR (İGFA) - Kuşaklar değişti, İzmir’in silueti yeniden şekillendi. Konak Meydanı’ndaki yapılar, ulaşım sistemi ve kıyı çizgisi yıllar içinde değişirken Saat Kulesi bulunduğu yerde kalmayı sürdürdü.

Temeli 1 Eylül 1900’de atılan ve bir yıl sonra yine 1 Eylül’de açılan kule, 125 yıldır kentin en önemli simgelerinden biri olarak ayakta. Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan Saat Kulesi’nde Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinin etkileri görülüyor. Ana yapı taşları Denizli’nin Sarayköy ilçesinden, koyu yeşil ve bordo mermerler ise Marsilya’dan getirildi.

Yapım için ayrılan 1.700 Osmanlı Lirası’nın yetmemesi üzerine İzmirlilerin başlattığı bağış kampanyasında 1.500 lira daha toplandı. Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik taban üzerine inşa edilen 21 metre 12 santimetre yüksekliğindeki kule, dört basamaklı mermer platform ve sekizgen kaideden oluşuyor. Platformda küçük sütunların taşıdığı at nalı kemerli sebiller, üçer çeşme kurnası ve fıskiyeli havuzlar bulunuyor.

125 YIL SONRA HÂLÂ AYNI MEKANİZMA

Bugün Saat Kulesi’nin çevresinde 1901’in İzmir’inden fazla iz kalmadı. Ancak kulenin dört cephesindeki saatler, 125 yıl önce kurulan mekanizmanın çalışma prensibini koruyor. Kulenin dördüncü katının altında yer alan ve dört ayrı yöne bakan 75 santimetre çapındaki dört saati, 22 dişli çarktan oluşan tek bir mekanizma çalıştırıyor. Ağırlık ve yer çekimi prensibiyle çalışan sistem, altı günde bir kuruluyor ve üç ayda bir periyodik bakımdan geçiriliyor.
Mekanizmanın bakımını 1994 yılından bu yana yapan 68 yaşındaki saat ustası Feti Pamukoğlu, İzmir Saat Kulesi’nin Türkiye’de bakımını üstlendiği 36 tarihi saat kulesi arasında özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor.
“Bu sene 125’inci senesi. Mekanik olarak aslını yitirmeyen ve ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri İzmir Saat Kulesi. Ağırlık, çalışması için gerekli enerjiyi veriyor. Biz burada altı günde bir kuruyor, üç ayda bir de periyodik bakımını yapıyoruz.”

32 YILDIR KULENİN NABZINI TUTUYOR

Pamukoğlu’nun Saat Kulesi’yle hikâyesi 1994 yılında başladı. Geçen 32 yılda mekanizmayı en ince ayrıntısına kadar tanıyan usta, artık yalnızca ortaya çıkan arızayı gidermekle kalmadığını, arızaya yol açabilecek sorunları da önceden tespit etmeye çalıştığını söylüyor. İzmir’in yağmur, nem ve tozunun zaman içinde mekanik sistemde deformasyona neden olabildiğini anlatan Pamukoğlu, mesleki tecrübesinin kendisine kazandırdığı bakış açısını şöyle anlatıyor:
“Bizde artık hatanın ne olduğu değil, neden olduğu önemli. İlk zamanlar hatayı bulup çözeriz derdik. Şimdi mesleki tecrübemle hataya neden olabilecek şeyleri önceden tespit edip önlemeye çalışıyorum. Bu da zamanın bana mesleğimle ilgili kazandırdığı bir tecrübe.”

“BURASI BİZİM EVLADIMIZ GİBİ”

Kentin tam ortasında bulunan Saat Kulesi’nin çalışmadığı anların hemen fark edildiğini belirten Pamukoğlu, bakım sırasında bile telefonlarının çaldığını söylüyor. “Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım. Sabah sekizde, dokuzda telefon başlar; ‘Saat durmuş’ derler. ‘Tamam, biliyoruz, bakımda’ deriz. Valiliğin karşısında olduğu için oradan da hemen telefon gelir, ‘Neden saat çalışmıyor?’ diye. Göz önünde olan, herkesin fotoğraf çektirdiği, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği bir yer. Şehre simge olmuş, şehrin meydanında devamlı göz önünde bulunan yerler… Bu yükün sana verilmesi aslında manevi bir baskı. Ama ben severek yaptığım için pek baskı hissetmiyorum.”