Her ne kadar 140 küsur günün sonunda ateşi düşmeye başlasa da vatandaşın sokağı sevdiğini, konunun İmamoğlu ve CHP’nin çok dışında sokakta bir isyan etme olduğunu söylemiştim en başından.
Nihayet; en fazla vergiyi veren, en kısıtlı haklara sahip olan, cebindeki kör kuruşun hesabını vermekle mükellef, bu hesabı veremeyecek diye ödü kopan, işten eve evden işe hayatına küçük bir mutluluk esintisi katmayı dahi düşünemeyen, çocuklarının geleceğinden endişeli, kendi yaşlılığını korkuyla düşünen insan varsa bugün bir biçimde hakkını aramak için ya yollarda ya da sokaklarda…
Şimdi sıra bir zamanların tuzu kuru, ‘Benim memurum işini bilir’ tayfasında.
Özel sektör çalışanlarının alt kademelerinin halen gözü olan koltuklarda oturanlar bugün kendilerine verilen zammın yetersizliğinden yakınıyor.
Haklılar…
Bir zamanların iş bulmak için üye olunan sendikasının kendi hakkını savunmasını dört gözle bekleyenler bir işaret fişeği umuduyla görüşmelerden çıkacak sonuçlara odaklanmış durumda.
Nasıl olmasın ki…
TÜİK Temmuz ayı enflasyonunu yüzde 2,06 olarak açıkladı. Piyasa beklentilerinin altında kalan rakam vatandaşın hissettiği enflasyondan çok düşük.
Bu durum giderek hava sıcaklığı 35 hissedilen 42 gibi bir noktaya vardı…
Ücretleri düşük, faizleri yüksek tutarak, ekonominin durgunluğa girmesi pahasına enflasyonun biraz da olsa hız kesmesi planı işletiliyor.
Ne oluyor böyle olunca, sabit ücretli özel ve kamu çalışanları zamlarını sadece geçmiş enflasyona göre ve gecikmeli olarak alıyor. En az bir yıl geriden geliyoruz…
Buna rağmen sabit ücretlinin çarşıda pazarda karşılaştığı ortalama enflasyon dönem sonunun üzerinde seyrediyor. Hedef enflasyon tutmadığından en az bir yıl geriden seyrettiğimiz yetmiyormuş gibi buradan da eksiye düşüyoruz.
Son olarak tüm bunlardan yararlanan bir kesim var haliyle. Onların ekonomiden aldığı pay büyürken, biz amele kesiminin aldığı pay küçüldükçe küçülüyor.
İşsizliğin alıp başını gittiğini söylemeye bile gerek olmadığından insanlar gelirleri harcamalarına yetmedikçe tüketici kredilerine ve kredi kartlarına sarılmaya çoktan başladı malum.
Son verilere göre, ihtiyaç kredilerinin yanı sıra konut ve taşıt kredilerini de içeren tüketici kredileri 2,438 milyar TL’ye, bireysel kredi kartları bakiyesi de 2,385 milyar TL’ye ulaşmış durumda.
Anlayacağınız işler çok fena sarpa sarıyor…
Tüm bu veriler ışığında 2026-2027 dönemini kapsayan memur ve memur emeklilerinin maaş zammı görüşmelerinde hükümetin ilk teklifi beli oldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan; 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10, ikinci altı ayı için yüzde 6,ayrıca 2027 yılının ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 4 zam teklifini kendisi açıkladı.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın açıklama sonrası kameraların karşısına geçti ve;
“Ortada pazarlık yapacak bir teklif görmüyoruz. Bu teklif kamu çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğini gidermez”dedi.
Açıklanan teklifin ardından sosyal medya sallanıyor tahmin edeceğiniz gibi. Bence en dikkat çeken paylaşım ‘KPSS’liüniversite mezunu memur 47 bin, sadece maaş; sınavsız taşeron kadrolusu işçi 70 bin+ocak ayında %10 tediye, ikramiye, yemek, yol…’ biçiminde hali arz eden paylaşımdı.
Sendikalardan da şöyle bir talep geldi; memura bu teklif yapılırken iş bırakmayan sendikalardan, öğle arasında göstermelik iş bırakan sendikalardan, sadece açıklama yapın sendikalardan, kısacası üretimden gelen gücünü kullanmaktan çekinen sendikalardan istifa edin!
Ben de bir hatırlatmada bulunayım değerli kardeşlerime;
‘Anımsayınız, verebileceğiniz en büyük mücadele sınıf mücadelesidir. Sizi; devlet özel sektör, Alevi Sünni, Türk Kürt ayrışmasına çekmeye çalışıp etinizden, sütünüzden, yününüzden faydalananların hepsi emekçi sınıfının dışında gününü gün etmektedir. İşçi kardeşinizin aynı sınıftan olduğunu hatırlayın. İyi örgütlenmenin iyi sonuç verdiğini görün, hakkınızı bir değil birkaç cephede aramanız gereken bugünde emek ve emekçi kazansın’
Memur Sen’in mesai bitiminde yaptığı açıklama ile olmaz o işler!
