’’Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat edilmeli’’
’’Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat edilmeli’’
Haber Giriş Tarihi: 14.09.2026 11:58
Haber Güncellenme Tarihi: 14.09.2026 11:58
Kaynak:
İHA
Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat çeken Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, ’’Vücudunuzun sesini dinleyin; boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde fark ettiğiniz ağrısız, geçmeyen şişlikleri ve açıklanamayan gece terlemeleri ile kilo kayıplarını ‘geçer’ diyerek ertelemeyin’’ dedi.
Lenfoma, vücudun farklı bölgelerinde bulunan lenfatik sistem hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkabiliyor. Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde geçmeyen şişlikler; açıklanamayan yüksek ateş, şiddetli gece terlemeleri ve istemsiz kilo kaybı hastalığın önemli sinyalleri arasında yer alıyor. 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Liv Hospital Vadi İstanbul Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, özellikle ağrısız ve giderek büyüyen kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Vücudunuzun sesini dinleyin; boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde fark ettiğiniz ağrısız, geçmeyen şişlikleri ve açıklanamayan gece terlemeleri ile kilo kayıplarını ‘geçer’ diyerek ertelemeyin. Erken tanı, hayat kurtarır" dedi.
Vücudun verdiği bu sinyallere dikkat
Lenfomanın verdiği sinyallere dikkat çeken Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, ’’Lenfatik sistem vücudumuzda lenf bezleri, dalak ve kemik iliği gibi farklı noktalarda dağılmıştır. Lenfoma, lenfatik ve immün sistemin hücrelerinin kontrolsüzce ve gereklilik dışı çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. Vücudun doğal immün mekanizmalarıyla karışabilen bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca sinyaller şunlardır:
B semptomları: Tek başına bakıldığında non-spesifik olabilen ancak bazı kriterleri bir araya getirdiğinde kırmızı bayrak işareti kabul edilen bu semptomlar şunlardır; açıklanamayan yüksek ateş, çamaşır ve çarşaf değiştirmeyi gerektirecek derecede şiddetli gece terlemeleri ve son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasının diyet yapmadan istemsizce kaybedilmesi. B semptomlarının varlığı sadece lenfoma hastalarında olmadığı için mutlaka ayırıcı tanı içerisinde yer alan bazı otoimmün hastalıklar, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar gibi kategorilerin ayrımı için uzman doktor görüşü alınmalıdır.
Vücutta belli başlı bölgelerdeki kitleler: Elimizle tespit edebileceğimiz lenf bezlerinin yerleştiği noktalarda, örneğin boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde giderek büyüyen veya küçülmeyen lenf nodu şişlikleri. Sebat eden bazı belirtiler de uyarıcı olabilir. Bunların başında yaygın ve geçmeyen cilt kaşıntısı, kronik yorgunluk, nefes darlığı ve yemek sırasında veya yemekten bağımsız sürekli dolgunluk hissi gelmektedir.
’’Her lenf bezi büyümesi kanser anlamına gelmez’’
Fark edilen her lenf bezi büyümesi kanser anlamına gelmez; lenf düğümleri doğal immün sistemin parçası olduğu için daha sıklıkla enfeksiyonlara yanıt olarak büyürler (reaktif lenfadenopati). En sık gördüğümüz örnekler diş ve ağız içi enfeksiyonların yaptığı boyun bölgesi lenfadenopatileridir. Ancak şu özellikler klinik açıdan alarm vericidir:
2-3 haftadan uzun süren ve tedaviye rağmen küçülme eğilimi göstermeyen şişlikler. Dokunulduğunda sert, lastik kıvamında, ağrısız ve çevre dokulara yapışık hareketsiz kitleler. Boyun, koltuk altı gibi bölgelerde çapı 1,5 cm, kasıklarda ise 2 cm’nin üzerine çıkan veya zamanla istikrarlı şekilde büyümeye devam eden lenf nodları. Bu gibi durumlarda mutlaka bir hematoloji uzmanı görüşü alınmalıdır’’ diye konuştu.
’’Ağrımıyorsa önemli değildir, düşüncesi yanıltıcı’’
Prof. Dr. Demiriz, sözlerine şöyle devam etti: ’’Kitabi bilgiler lenfoma gibi malign hastalıklardaki lenf nodu büyümesinin ağrısız olması yönünde olsa da bu düşünce son derece yanıltıcıdır ve tanıda gecikmelerin en sık nedenlerinden biridir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümeleri genellikle hassas ve ağrılı olurken, lenfomadaki lenf bezi büyümeleri de bazen ağrılı olabilir. Bunun sebebi tümör hücresinin çoğalma hızı başta olmak üzere araya girebilen enfeksiyonların etkisi ile lenfomanın lenfadenopatileri de bazen ağrılı olabilir. Ağrının olmaması da bir hastalığın bulunmadığı anlamına gelmez; aksine ağrısız, yavaş büyüyen kitleler hematolojik maligniteler açısından daha yüksek risk taşır.
’’Lenfoma her yaş grubunda görülebilir’’
Lenfoma tek bir hastalık değil, geniş bir hastalık grubudur ve her yaş grubunda görülebilir:
Hodgkin Lenfoma: Özellikle 15-35 yaş arası genç yetişkinlerde ve 55 yaş üstü bireylerde olmak üzere bimodal bir yaş dağılımı gösterir.
Non-Hodgkin Lenfomalar: Yaşla birlikte görülme sıklığı artar ve genellikle ileri yaş grubunda daha sık teşhis edilir.
’’Kan tahlillerim temizse kanser değilimdir, düşüncesine dikkat’’
Klinik pratikte tanıyı geciktiren başlıca yanlış algılar şunlardır:
"Ağrımıyorsa tehlikesizdir" algısı: Ağrısız kitleler önemsenmeyerek takipsiz bırakılmamalıdır.
"Kan tahlillerim temizse kanser değilimdir" düşüncesi: Rutin kan sayımları lenfomayı tanıyacak şekilde her zaman bir gösterge değildir.
"Alternatif/bitkisel ürünlerle lenf bezi küçültülebilir" inancı: Kulaktan duyma bilgilerle bilimsel geçerliliği olmayan yöntemlerle zaman kaybedilmesi hasta için olumsuz sonuçlanabilir.
’’Kesin tanı doku biyopsisi ile konuluyor’’
Lenfoma tanısı yalnızca kan testleriyle konulamaz. Şüpheli bir bulgu, mesela büyümüş lenf nodu, öncelikle hematoloji uzmanı tarafından hasta değerlendirilir, öyküsü alınır, fiziki muayene ve kan tetkikleri ile süreç başlar. Ayırıcı tanıya yönelik ultrasonografi/BT gibi görüntüleme yöntemleri eklenebilir. Kesin tanı şüpheli lenf bezinden ya da tutulu olduğu düşünülen organdaki kitleden doku biyopsisi ile (patolojik değerlendirme) ile konur. Peşinden evreleme ve tabi ki hastaya uygun tedavi planlaması gelir.’’
’’Lenfoma, tedavi başarısının yüksek olduğu kanser türlerinden biri’’
Lenfomada tedavi başarısının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Demiriz, ’’Günümüzde lenfoma, modern tıbbın en başarılı olduğu ve kür (tam iyileşme) oranlarının en yüksek olduğu kanser türlerinden biridir. Rehberlere istinaden hastalığın alt grubu ve evrelemesi ile birlikte sitogenetik olarak belirlenen risk gruplarına göre standart kemo-immünoterapiler ve/veya hedefe yönelik ajanlarla kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri sayesinde sağlıklı dokular korunarak doğrudan kanserli hücreler hedef alınacak şekilde protokoller belirlenmektedir.Hücresel Tedaviler (CAR-T Hücre Tedavileri): Dirençli veya nüks vakalarda çığır açan sonuçlar sağlamaktadır. Erken evrede teşhis edilen lenfoma hastalarında tedaviye yanıt oranı belirgin şekilde artar ve tam şifa sağlama ihtimali yükselir. Seçilmiş hasta gruplarında daha az yoğun tedavi protokolleriyle başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Tedaviye bağlı gelişebilecek uzun dönem yan etkiler ve organ hasarı riski minimuma indirilir’’ şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü vesilesiyle topluma şu mesajı verdi:
"Vücudunuzun sesini dinleyin; boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde fark ettiğiniz ağrısız, geçmeyen şişlikleri ve açıklanamayan gece terlemeleri ile kilo kayıplarını ‘geçer’ diyerek ertelemeyin. Erken tanı, hayat kurtarır."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
’’Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat edilmeli’’
Lenfoma, vücudun farklı bölgelerinde bulunan lenfatik sistem hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkabiliyor. Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde geçmeyen şişlikler; açıklanamayan yüksek ateş, şiddetli gece terlemeleri ve istemsiz kilo kaybı hastalığın önemli sinyalleri arasında yer alıyor. 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Liv Hospital Vadi İstanbul Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, özellikle ağrısız ve giderek büyüyen kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Vücudunuzun sesini dinleyin; boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde fark ettiğiniz ağrısız, geçmeyen şişlikleri ve açıklanamayan gece terlemeleri ile kilo kayıplarını ‘geçer’ diyerek ertelemeyin. Erken tanı, hayat kurtarır" dedi.
Vücudun verdiği bu sinyallere dikkat
Lenfomanın verdiği sinyallere dikkat çeken Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, ’’Lenfatik sistem vücudumuzda lenf bezleri, dalak ve kemik iliği gibi farklı noktalarda dağılmıştır. Lenfoma, lenfatik ve immün sistemin hücrelerinin kontrolsüzce ve gereklilik dışı çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. Vücudun doğal immün mekanizmalarıyla karışabilen bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca sinyaller şunlardır:
B semptomları: Tek başına bakıldığında non-spesifik olabilen ancak bazı kriterleri bir araya getirdiğinde kırmızı bayrak işareti kabul edilen bu semptomlar şunlardır; açıklanamayan yüksek ateş, çamaşır ve çarşaf değiştirmeyi gerektirecek derecede şiddetli gece terlemeleri ve son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasının diyet yapmadan istemsizce kaybedilmesi. B semptomlarının varlığı sadece lenfoma hastalarında olmadığı için mutlaka ayırıcı tanı içerisinde yer alan bazı otoimmün hastalıklar, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar gibi kategorilerin ayrımı için uzman doktor görüşü alınmalıdır.
Vücutta belli başlı bölgelerdeki kitleler: Elimizle tespit edebileceğimiz lenf bezlerinin yerleştiği noktalarda, örneğin boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde giderek büyüyen veya küçülmeyen lenf nodu şişlikleri. Sebat eden bazı belirtiler de uyarıcı olabilir. Bunların başında yaygın ve geçmeyen cilt kaşıntısı, kronik yorgunluk, nefes darlığı ve yemek sırasında veya yemekten bağımsız sürekli dolgunluk hissi gelmektedir.
’’Her lenf bezi büyümesi kanser anlamına gelmez’’
Fark edilen her lenf bezi büyümesi kanser anlamına gelmez; lenf düğümleri doğal immün sistemin parçası olduğu için daha sıklıkla enfeksiyonlara yanıt olarak büyürler (reaktif lenfadenopati). En sık gördüğümüz örnekler diş ve ağız içi enfeksiyonların yaptığı boyun bölgesi lenfadenopatileridir. Ancak şu özellikler klinik açıdan alarm vericidir:
2-3 haftadan uzun süren ve tedaviye rağmen küçülme eğilimi göstermeyen şişlikler. Dokunulduğunda sert, lastik kıvamında, ağrısız ve çevre dokulara yapışık hareketsiz kitleler. Boyun, koltuk altı gibi bölgelerde çapı 1,5 cm, kasıklarda ise 2 cm’nin üzerine çıkan veya zamanla istikrarlı şekilde büyümeye devam eden lenf nodları. Bu gibi durumlarda mutlaka bir hematoloji uzmanı görüşü alınmalıdır’’ diye konuştu.
’’Ağrımıyorsa önemli değildir, düşüncesi yanıltıcı’’
Prof. Dr. Demiriz, sözlerine şöyle devam etti: ’’Kitabi bilgiler lenfoma gibi malign hastalıklardaki lenf nodu büyümesinin ağrısız olması yönünde olsa da bu düşünce son derece yanıltıcıdır ve tanıda gecikmelerin en sık nedenlerinden biridir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümeleri genellikle hassas ve ağrılı olurken, lenfomadaki lenf bezi büyümeleri de bazen ağrılı olabilir. Bunun sebebi tümör hücresinin çoğalma hızı başta olmak üzere araya girebilen enfeksiyonların etkisi ile lenfomanın lenfadenopatileri de bazen ağrılı olabilir. Ağrının olmaması da bir hastalığın bulunmadığı anlamına gelmez; aksine ağrısız, yavaş büyüyen kitleler hematolojik maligniteler açısından daha yüksek risk taşır.
’’Lenfoma her yaş grubunda görülebilir’’
Lenfoma tek bir hastalık değil, geniş bir hastalık grubudur ve her yaş grubunda görülebilir:
Hodgkin Lenfoma: Özellikle 15-35 yaş arası genç yetişkinlerde ve 55 yaş üstü bireylerde olmak üzere bimodal bir yaş dağılımı gösterir.
Non-Hodgkin Lenfomalar: Yaşla birlikte görülme sıklığı artar ve genellikle ileri yaş grubunda daha sık teşhis edilir.
’’Kan tahlillerim temizse kanser değilimdir, düşüncesine dikkat’’
Klinik pratikte tanıyı geciktiren başlıca yanlış algılar şunlardır:
"Ağrımıyorsa tehlikesizdir" algısı: Ağrısız kitleler önemsenmeyerek takipsiz bırakılmamalıdır.
"Kan tahlillerim temizse kanser değilimdir" düşüncesi: Rutin kan sayımları lenfomayı tanıyacak şekilde her zaman bir gösterge değildir.
"Alternatif/bitkisel ürünlerle lenf bezi küçültülebilir" inancı: Kulaktan duyma bilgilerle bilimsel geçerliliği olmayan yöntemlerle zaman kaybedilmesi hasta için olumsuz sonuçlanabilir.
’’Kesin tanı doku biyopsisi ile konuluyor’’
Lenfoma tanısı yalnızca kan testleriyle konulamaz. Şüpheli bir bulgu, mesela büyümüş lenf nodu, öncelikle hematoloji uzmanı tarafından hasta değerlendirilir, öyküsü alınır, fiziki muayene ve kan tetkikleri ile süreç başlar. Ayırıcı tanıya yönelik ultrasonografi/BT gibi görüntüleme yöntemleri eklenebilir. Kesin tanı şüpheli lenf bezinden ya da tutulu olduğu düşünülen organdaki kitleden doku biyopsisi ile (patolojik değerlendirme) ile konur. Peşinden evreleme ve tabi ki hastaya uygun tedavi planlaması gelir.’’
’’Lenfoma, tedavi başarısının yüksek olduğu kanser türlerinden biri’’
Lenfomada tedavi başarısının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Demiriz, ’’Günümüzde lenfoma, modern tıbbın en başarılı olduğu ve kür (tam iyileşme) oranlarının en yüksek olduğu kanser türlerinden biridir. Rehberlere istinaden hastalığın alt grubu ve evrelemesi ile birlikte sitogenetik olarak belirlenen risk gruplarına göre standart kemo-immünoterapiler ve/veya hedefe yönelik ajanlarla kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri sayesinde sağlıklı dokular korunarak doğrudan kanserli hücreler hedef alınacak şekilde protokoller belirlenmektedir.Hücresel Tedaviler (CAR-T Hücre Tedavileri): Dirençli veya nüks vakalarda çığır açan sonuçlar sağlamaktadır. Erken evrede teşhis edilen lenfoma hastalarında tedaviye yanıt oranı belirgin şekilde artar ve tam şifa sağlama ihtimali yükselir. Seçilmiş hasta gruplarında daha az yoğun tedavi protokolleriyle başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Tedaviye bağlı gelişebilecek uzun dönem yan etkiler ve organ hasarı riski minimuma indirilir’’ şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü vesilesiyle topluma şu mesajı verdi:
"Vücudunuzun sesini dinleyin; boyun, koltuk altı veya kasık bölgenizde fark ettiğiniz ağrısız, geçmeyen şişlikleri ve açıklanamayan gece terlemeleri ile kilo kayıplarını ‘geçer’ diyerek ertelemeyin. Erken tanı, hayat kurtarır."
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler