Nail Özer
Nail Özer
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Bursa su fakiri mi?

Ülkemizin nüfusu 100 milyona doğru giderken, su kaynaklarımız da israfla kullanılıp kirletilmeye devam ediyor. Su kaynaklarının korunması ve tüketimindeki çılgınca gidişe “dur” denmesi konusunda adeta çaresizlikle karşı karşıyayız.

Önlem, öneri, proje, uluslararası sözleşmeler, iklim krizi söylemleri… Hepsi ama hepsi birer basın bülteni konusu gibi kenarda duruyor sanki.

Ülkemizde kişi başına düşen temiz su miktarı yaklaşık bin 520 metreküp olduğundan, su azlığı çeken riskli ülkeler arasına girmiş bile. TÜİK 2030 yılında ülkemiz nüfusunun 100 milyon olacağını tahmin ediyor. Bu durumda kişi başına düşen temiz su miktarı bin metreküpten az olunca su fakiri ülkeler arasına girmiş oluyorsunuz.

Kontrolsüz bölgesel nüfus artışları, su kaynakları üzerinde ya da yakınlarında yoğun sanayileşme ve plansız kentleşme, ormanların birer rant alanı olarak yapılaşmaya ve madenlere kurban edilmesi su fakiri olmamıza yol açmaya devam ediyor.

Bu gidiş durdurulamazsa tarımsal ürün fakiri, ekilebilir toprak fakiri, içilebilir su fakiri bir çöle mi dönüşeceğiz?

Distopik bir gelecek konuşuyoruz sanki!

Ama tüm veriler ona işaret ediyor.

 

 

Siyasilerin sesi akademik odaların, üniversitelerin; bilimin sesini bastırdığı sürece değişen bir şey olmayacak.

Geliyor gelmekte olan.

Bu konuda Bursa için alınması gereken önlemler çeşitli kurumlarca çok yönlü olarak raporlanmış aslında.

Şöyle bir göz atınca konunun çetrefilliği ortaya çıkıyor:

Bursa’da 18’i resmi 5’i resmileşmemiş 23 adet organize sanayi bölgesi var. İlimizdeki su kaynaklarının içme suyu (yüzde 15) dışında tarımla birlikte en az yüzde 40-45 civarında miktarını bu organize sanayi bölgeleri kullanıyor. O nedenle organize sanayi bölgelerinde yapılacak tasarruf çok önemli.

Tarımda ise artık ‘Salma Sulama Sistemi’nden ‘Damla Sulama Sistemi’ne geçilmesini zorunlu görüyor uzmanlar.

Bursa’mızın en önemli su havzası olan Uludağ da SOS veriyor.

Çünkü içme suyu barajlarımız Uludağ’a yağan karların erimesi suretiyle doluyor ve besleniyor.

Ancak şu anda Uludağ’ın kendi yaşam döngüsü için hayati önemde olan küçük su kaynakları dahi şişeleniyor. Oteller Bölgesi’nin dağın tepesinde yapılaşması sebebiyle mevcut derelerinin kirletildiği bir manzara söz konusu.

Uludağ ile ilgili gündemde olan Alan Başkanlığının ne getirip ne götüreceği net olarak önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.

Uludağ’ın çeşitli yönlerinde maden aranacağı ve özellikle yeni yapılaşma planları konuşuluyor çokça.

Suyun ve yaşanabilir çevrenin, dünyada en değerli madenlerinden bile daha değerli olduğunu kavradığımızda umarız iş işten geçmiş olmaz.

HABERLER