Bülent Civanoğlu
Bülent Civanoğlu
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

‘Carla’nın Şarkısı’

Sabah sabah aklıma seyrettiğim en hüzünlü filmlerden biri olan “Carla’nın Şarkısı” geldi.

Yönetmen Ken Loach‘ın unutulmaz filminde Glasgow’da otobüs şoförlüğü yapan George ile Nikaragua göçmeni Carla‘nın hikayesi anlatılır.

Otobüste tanışıp hoşlandığı kızı arayan George, Carla’nın intihara teşebbüs ettiğini öğrenir.

Daha sonra ona yardım etmek isterken, Carla ile duygusal bir ilişkiye girer. Carla ile birlikte ona memleketinden gelen mektupların izini sürmek için Güney Amerika’ya doğru bir yolculuğa çıkarlar.

Bu yolculukta Carla’nın, iç savaşta solculara karşı Amerikan destekli kontragerillalar tarafından kendisine yaşatılan işkence ve tecavüzün acıları da ortaya çıkamaya başlar.

Şimdi “Carla da nereden aklına geldi?” diyeceksiniz.

Hemen anlatıyorum…

Sabah uyandım ve her Türk’ün yaptığı gibi elime cep telefonunu alıp başladım o haber sitesi benim bu haber sitesi senin gezmeye.

Tabii ki akşam televizyonlarda iktidarı aklamaya yarayan çamaşır makinesi görevini canhıraş üstlenmiş yandaş kalemleri gördüm.

İlk olarak Ankara ve İstanbul seçimlerinin anketlerini görünce adeta ağlayacak hale gelen, bir tarafına inme inen Pensilvanya tesbihçisi Abdulkadir Selvi’nin haberlerini gördüm.

Arkasından gördüğüm iktidarı aklamakta çağ atlayarak başka bir seviyeye ulaşan Cem Küçük’tü. Küçük’ün sosyal medya gündemine girmesinin nedeni, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın İsrail’e satılan dikenli tellerin Mescidi Aksa’ya Filistinlilerin girmemesi için kullanıldığını kamuoyuna taşımasıydı.

Tabii ki bu ticareti aklamak da Cem Küçük’e düşmüştü ekranlarda. Şöyle diyordu Cem Küçük, Türkiye’yi kast ederek.

Büyük şirketler tel satıyor. Telleri dikenli tel kendi yapıyor. Bakın bir şey diyeyim; ABD, İran ile kavgalıyken, İran’a el altından silah satmadı mı?”

Evet, çok doğru, sattı. ABD, oradan kazandığı para ile solculara karşı savaşan, insanlıktan nasibini almayan kontragerillaları destekledi.

İran’dan kazanılan o paralar Carla’nın şarkısında anlatıldığı gibi Nikaragua’da ve diğer Güney Amerika ülkelerindeki halka ölüm, işkence, tecavüz ve katliam olarak geri döndü.

Bugün ise İsrail’e kalkan her gemi Gazze’ye de aynı Güney Amerika’da olduğu gibi ölüm, kan, barut ve işkence olarak geri dönüyor.

Cem Küçük’e tavsiyem, ABD’den örnek vererek bu işlerin çamaşır makineliğini yapacağına, aç Kore’den Vietnam’a, Ortadoğu ve Güney Amerika’ya kadar Amerikan tarihini oku.

Bak bakalım orada kaç Carla göreceksin?

HABERLER