Yasemin Güler
Yasemin Güler
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Derin yoksulluktan çıkış bu tarafta mı?

Hepimizin ana gündem maddesinin ekonomi olduğu gerçeğini kimse göz ardı edemiyor artık. Her ne kadar yüksek fiyatlar karşısında çeşitli kesimler suçlu çıkarılsa, zaman zaman patates ve soğan üreticileri terörist ilan edilse de derin yoksulluk ve daralan alım gücü tokat gibi vuruyor yüzümüze yüzümüze.

Önümüzdeki seçimin fitili ateşlendiğinden bu yana, hatta daha da öncesinden itibaren yüksek fiyatlar, düşen alım gücü ve tencerede ne kaynatacağını düşünmekten karalar bağlayan kadınların hali üzerine pek çok yazı yazdım.

Böyle giderse yazmaya da devam edeceğiz, çünkü ülkemizin ekonomik gerçekleri suçu birilerine atmakla değişmiyor!

Ülkenin gündeminde böylesine can alıcı önemde olan ekonomi sandıktan başarılı bir biçimde çıkmak isteyen muhalefet partilerinin de her daim en çok işlediği konu elbette.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yakın dönemde ekonomi alanında elini daha da güçlendirmek adına yaptığı transferleri bazı kesimler eleştirmiş olsa da ben çok kıymetli buluyorum. Hatta bugün yapılan partinin vizyon belgesinin açıklanması da bir o kadar önemli.

Böylece; ‘Çözeceğiz diyorlar da nasıl çözecekler?’ sorusunu soraunlara tam da yerinde bir yanıt verilmiş oluyor.

Hiç kimse ‘bu ülkenin kendi evlatları yok mudur? Bizim ekonomiden anlayan kıymetli insanlarımıza ne oldu?’ demesin. Zira ekonominin düzelmesi ve dilenci toplumdan sosyal devlete geçilmesi konusunda ciddi projeler üretiliyor CHP Genel Merkezi’nde ve bunun için tüm akıllara ihtiyaç var.

Ne demiş Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed; “İlim Çin’de de olsa alıp geliniz…”

Almış gelmiş işte adam…

Neler yaşandığına gelince;

Konuşmasına; “Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür!” diyerek heyecanla başlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu;

Bunun çaresi mevcut tek adam gitsin başka bir tek adam gelsin değildir. Tek adam gitsin, yerine çalışan yeni bir sistem gelsindir” diyerek önemli bir değişimden bahsedildiğinin altını çizdi.

Altı milyonlarca kez çizilmesi gereken önemli bir konu bu. Zira öylesine uzun zamandır, ülkenin tüm hücrelerine kadar işleyen bir sistemin içindeyiz ki, artık kazanda kaynayan kurbağalar gibi neyin içinde olduğumuzun farkında dahi değiliz gibi geliyor bana.

Misal, önümüzdeki seçimlerde tenceresindeki boşluğun hangi partiye oy verirse daha iyi dolacağına karar verecek olan tüm vatandaşların böylesine önemli bir sunumu izlemeleri gerekirdi bana göre.

İzleyip, dinleyip, ona göre karar verme hakkına sahip olmalıydı tüm vatandaşlar. Tam da bu nedenle, bu ülkenin ana muhalefet partisinin bu çok önemli organizasyonu bütün haber kanallarında canlı olarak yayınlanabilirdi.

Oldu mu?

Elbette hayır

Muhalefet partilerinin etkinliklerine yer veren birkaç kanaldan başka sunumu yayınlayan olmadı.

Kılıçdaroğlu’nun 30 Kasım’da sosyal medyadan paylaştığı videoda; “Ey dünya, gözlerimize bak. Teknolojide, sanayide, eğitimde, insan haklarında, kadın haklarında, demokraside, özgürlüklerde, hayvan haklarında, çevrecilikte iyi olan her şeyde seninle rekabet etmeye geliyoruz” diyerek duyurduğu sunumun ekonomi ile ilgili bölümü elbette ekonomi yazarları tarafından çok daha doğru biçimde değerlendirilecektir.

Bu kısımlara hiç girmeyeceğim.

Tartışma programlarında uzun uzun üzerinde konuşulacağını düşünüyorum.

Ben meselenin daha ziyade derin yoksulluk ağının özellikle çocukları ve kadınları etkileyen kısmındayım. CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo’nun konuşması için anons edilmesi sırasında anlatılan anektod sanırım bizim çıplak gerçeğimiz.

Yardımlarla geçinmeye çalışan bir ailenin bebeği için bez ölçüsünün hala 4 numara mı olduğu sorulmuş anneye. Alınan yanıt çok acı;

Hayır, 4 numara bez artık büyük geliyor. 3 numara olsun!”

Bunun ne anlama geldiğini bütün anneler bilir de ben bir kez daha yüksek sesle dillendirmek adına buradan aktarayım;

Bu demektir ki, henüz altı bezlenen bu bebek iyi beslenemediği için büyümesi gerekirken küçülmüş, kilo alması gerekirken zayıflamış, doyması gerekirken aç kalmış!

Bu derin yoksulluktan çıkış yolu nereye düşüyorsa ben kendi adıma o yolda yürümeyi tercih ediyorum.

Belki siz de bu konu üzerinde biraz düşünmek istersiniz…

HABERLER