Yasemin Güler
Yasemin Güler
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Siz ev bulamadıysanız, biz çadır mı kuralım?

Yine koydular önümüze üç beş gündem, geveleyip duruyoruz…

Kahve dükkanlarına silahlı saldırı düzenleyip eylemler yapınca Gazze’deki katliam bitecekmiş gibi bir algı yaratalım, hem ülke konuşsun, hem milletin gazı alınsın misali şeyler var mesela konuştuğumuz…

Kahve içen insanların üzerine ateş açan adamın evinden her çıkışında yanına pompalı tüfek alarak yollara düşmesinin normal olduğunu da kabul etmemiz bekleniyor, kahve içmek ile can pazarı arasında gidip gelmek gibi bir handikabı sürekli yaşamayı da mantık çerçevesine oturtmamız gerekiyor…

Yetmiyor, cicişler, biçişler, topçular, popçular, internetten yolunu bulanlar, meğer paraları nereden kazanıyormuş diye aval aval bakarken, meselenin arkasını, baş aktörünü asla göremediğimiz karmaşanın ön yüzündeki sürekli bir varlık ve para hissiyatını konuşup duruyoruz haftalardır…

Zenginin malı züğürdün çenesini mi yoruyor, yoksa züğürdün parası nasıl çalınıyor onu mu izliyoruz işin bu kısmı biraz karışık tabii. Tek belli olan ekranlardan yüzümüze yüzümüze sallanan külçe altınları bol bol izlediğimiz, para dolu çantalara ağzımızın suyu akarak baktığımız.

Siyasetin zaten Allah’ı şaşmış, kim kimin partisine geçiyor, kiminle ittifak yapıyor, kiminle el ele tutuşup kiminle kavga ediyor kavramaya çalışırken beyin devrelerimizi yakıyoruz…

Tüm bunlar olurken, birileri yine gemilerini yürütmeye, kara ya da beyaz paralarını kurtarmaya, el altından oldurmaya çalıştıkları işleri oldurmaya devam ediyor…

Son olarak gündemin en önemli maddesi olarak Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlayan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın kira fiyatlarından yakınmasına şahitlik yapıyoruz koskoca ülke olarak…

Bize parasal sıkışmanın sonuna gelindiğini ve vatandaşın kemerini sıkacağı kadar sıktığını söylerken bir yandan da ekonominin düze çıkacağı tarih olarak 2026 yılını işaret ediyor. Hemen sonrasında da vatandaşla aynı seviyeye inmek için olsa gerek, “İstanbul, Manhattan’dan pahalı olur mu? Biz İstanbul’da ev bulamadık. Müthiş pahalı. Annemlere yerleştik, onların yanında kalıyoruz” deyiveriyor…

Gaye hanım, belki sizin oturduğunuz yüksek tepelerden bakılınca anlaşılmıyor, ama tüm dünyanın ‘bu ülke nasıl oldu da batmadı, bu ülkede nasıl oldu da bunca yoksulluğa rağmen isyan çıkmadı?’ sorularının yanıtı olarak ‘Biz annemlerin yanına taşındık’ cevabı veriliyor araştırmalarda.

Bizim memlekette insanlar, uzun süredir annesinin yanına taşınarak yaşıyor yani…

Nasıl taşınmasın ki; gayrimenkul değerleme platformu Endeksa’nın verilerine göre, 2022 Kasım ayında Türkiye’de 6 bin 493 lira olan ortalama kira, son bir yılda yüzde 120 artarak 14 bin 288 liraya çıkmış durumda. 14 Mayıs seçimlerinin ardından yaşanan artış yüzde 18! Ortalama kira İstanbul’da yıllık yüzde 75.56 artış ile 17 bin 84, Ankara’da yüzde 164 artışla 13 bin 854, İzmir’de yüzde 130 artışla 15 bin 594 lira oldu.

Ama ben şunu anlamadım, net maaşınız 161 bin lira, ek ödeneklerle birlikte muhtemelen 300 bin lirayı aşan bir geliriniz var, eşiniz ise ABD’de büyük firmalardan birinin yöneticisi, yani evinize en düşüğünden hesaplarsak aylık 500 bin lira giriyor. Bu koşullar altında nasıl oluyor da kiralık ev bulamıyorsunuz?

Merak içindeyim, nasıl bir ev arıyorsunuz?

Siz ev bulamıyorsanız bu vatandaş ne yapıyor hiç düşünüyor musunuz?

Kriterlerinize uygun ev bulamadığınıza göre aileniz nasıl bir evde yaşıyor da siz de onlarla birlikte kriterlerinize uygun rahat bir yaşam sürebiliyorsunuz?

Bu soruları soruyorum, çünkü aptal yerine konmak pek hoşuma gitmiyor…

Kendinizi bizim gibi sıradan insanlarla aynı ayara getirip vatandaşın halinden anlayan ekonomist sıfatı ile sevimli bir imaj çizmeye çalışırken de elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz, danışmanlarınız söylemediyse ben söyleyeyim de haberiniz olsun istiyorum.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile kira fiyatlarının artışı konusunda ayrı telden çalmanız ise cabası. Neyse ki, siz bu konuyu kol kırılır yen içinde kalır mantığı çerçevesinde parti içinde halledersiniz.

Çok şükür ki, biz tıpkı gıda fiyatlarının düşmediğini size ısrarla söyleyen apartman görevliniz Sadık Abi gibi gerçekleri biliyoruz sade vatandaşlar olarak.

Kırmızı et, süt ve süt ürünlerinin fiyatlarında da iddia ettiğiniz gibi bir düşüş yok, aksine artış devam ediyor. Kısacası Sadık Abi doğru söylüyor

Hani demişsiniz ya, “Ev ve gıda çok önemli. Sağlık konusunu devletimiz çok oldu çözeli” diye. Ev de gıda da sağlık da gelir düzeyi asgari ücrete komşu olan pek çok hane için ciddi sorun. Sorunların çözüldüğüne ilişkin açıklamalarınız ise ancak temenni düzeyinde kalır…

Buraya kadar eleştire eleştire geldiğim açıklamaların neden yapıldığını gayet iyi anlayabiliyorum, çünkü hükümet edenler ile hükümet edilenler, yani vatandaş arasındaki gönül köprüsü çoktan yıkıldı, aramıza deste deste paralar, üçer beşer yerden alınan kallavi maaşlar girdi. Bu köprü yeniden inşa edilebilir mi, bir sıcak gülümseme, ben de sizdenim imajı çizer mi kaygısında devletin başındakiler…

Fakat şu sözü anlamak mümkün değil, “Bir insanın 10 evi olmamalı, 10 insanın bir evi olmalı!”

10 insanın bir evi olunca nasıl yaşayacağız o evlerin içinde? Her hane bir ay mı oturacak bahsettiğiniz evde?

Kalan sürede çadır mı kuralım 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşları olarak?

 

 

 

 

 

HABERLER