Bir süredir insanın pek çok şeyi yapmaya muktedir bir varlık olmasına karşın doğal afetler karşısında elinin kolunun bağlanmasının yarattığı şokun etkisini düşünüyorum.
Bu şoku üzerinden atmak zor çünkü…
Neredeyse 20 yıldır oturduğun evinin her yerinden sesler gelirken ve daha bir akşam önce neşeli şarkılar eşliğinde okeyde çifte döndüğümüz masanın etrafında toplanıp ağlayan kızımı sakinleştirmeye çalışırken daha da zor…
Sarsıntı bittiğinde benim açımdan ilk merak edilen elbette merkezin neresi olduğuydu.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 6,2 büyüklüğünde bir depremdi yüzleştiğimiz…
Merkez Bursa değildi, merkez Bursaymış gibi sallandık desem abartmış olmam herhalde…
Dört tarafı faylarla çevrilen, her an büyük bir deprem beklentisi ile yaşayan, bu konuda en çok Gemlik bölgesini riskli görmekle birlikte uzmanların tüm şehri uyardıkları Bursa’da yaşadığımızı hatırlatmak isterim…
Dışarıya çıkalım fikri aklıma gelmedi, doğrudan önüme geldi. Komşular birbirinin kapısını çalıp koşarak dışarıya çıkarken biz de sürüklendik adeta…
Akıma uyduk, kedimizi kucağımıza alıp merdivenleri kullanarak kendimizi birkaç dakika önce camları zangırdayan evimizden dışarıya attık.
Sonuç…
Gördük ki, depremin ardından evinde durmak istemeyen tüm komşular üç bloğun çevrelediği bahçenin tam ortasında toplaşmış…
Binalar yıkılırsa içinde olmayalım korkusuyla kendini dışarıya atanlar, binaların yıkılacağı yerlerde toplaşarak içinde değil tam altında olalım demişler adeta…
Yıkılmasından korktuğumuz binaların hemen dibinde beklemenin alemi yoktu, fakat etrafta yüksek binaların gölgesinden kurtulabilmiş, risk içermeyen, toplanma alanı denilebilecek bir nokta da göremedik.
Toplanma alanları ile ilgili hali hazırda bilgi sahibi olmadığımız gibi gözümüzde böyle bir yer de canlanmadı.
Madem Türkiye bir deprem ülkesi, madem Bursa deprem riski ile karşı karşıya bir şehir o halde işe toplanma alanlarını vatandaşa kesinlikle öğreten, gösteren bilgilendirmelerle başlamak lazım.
Bir de papağan gibi tekrarladığımız kentsel dönüşüm hikayemiz var tabi…
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Japon Bilim insanlarına yaptırılan araştırmalara göre 9 aktif fay hattının tehdidi altında yaşıyoruz.
Şehrin röntgenine şöyle bir göz atınca görüyoruz ki, deprem riski taşıyan 122 bin bina mevcut, 26 bin binanın olası büyük bir depremde yıkılmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Çare olarak masada kentsel dönüşüm var…
Hatta Bursa’nın çok önemli mahallelerinde uygulamaya girmesini hevesle beklediğimiz kentsel dönüşüm projeleri var, fakat şimdilik bir hareket yok!
Gaziakdemir mahallesi kentsel dönüşüm planı daha önceki planda yeterli sosyal donatı alanı olmadığı için geri çekildi, yeniden ele alınıyor. Planın Alinur Aktaş döneminde yapıldığını hatırlatmakta fayda var. Yeni planın devreye girmesinin ne kadar zaman alacağını kestirmek güç…
Altıparmak, Çırpan, Selimiye, İntizam, Hocahasan, Ahmetpaşa, Şehabettinpaşa, Aktarhüssam, Kuruçeşme ve Yahşibey mahallelerini kapsayan yaklaşık 830 dönümlük alanda imar planı ve kentsel tasarım projelerinin hazırlanacağı dönüşümde ise en son toplantı 10 Temmuz tarihinde yapıldı.
Güzel haberler çok yakında denildi toplantıdan sonra, aradan bir ay geçti, kimsenin bize güzel bir haber duyurduğunu hatırlamıyorum.
Daha önce yazmıştım, bu dönüşümü yapan kahraman olur diye. Hala aynı fikirdeyim, fakat kahraman olmayı istemek lazım önce…
Osmangazi Belediyesi; Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası gibi akademik odaların dahil olduğu çalışmada 2025 yılı sonunda ilk kazmanın vurulması bekleniyor.
Zaman tutturulabilir mi?
Yaşarsak göreceğiz…

YORUMLAR