Yasemin Güler
Yasemin Güler
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Milletin derdi geçim, seçimi sosyal belediyecilik kazanır!

CHP’nin delege seçimlerinden bu yana siyasete yönelik yazılar yerelde de genelde de yoğunlaştı. Fakat öyle bir ters orantı var ki, biz ne kadar yazarsak, siyasiler ne kadar basın açıklaması yaparsa, halkta bir o kadar karşılığı olmayan hevessiz, heyecansız gidişat devam ediyor.

Demem o ki, eski seçimlerin heyecanı da tadı da yok, çünkü vatandaşta seçim havasına girecek ahval yok

Bir yanda, özellikle büyükşehirlerde ve daha da çok İstanbul özelinde havada uçuşuyor açıklamalar ve karşılıklı anket açıklamaları, diğer yanda vatandaşın gözü kulağı pazardaki, marketteki, kiradaki artışta…

Genel seçimlerin rövanşı olarak görülen yerel seçimlerde gündem de biraz buna göre belirleniyor. Partilerin genel başkanları ve birkaç söz söyler temsilcisi konuşuyor, yerelde oyların da bu konuşmalar ışığında belirlenmesi bekleniyor.

Sivil toplum kuruluşları seçim bildirgeleri açıklayarak adaylara yerel yönetimlerden beklentilerini iletmeye çalışıyor. Adaylar da aynı yoğunlukta proje açıklama toplantıları yapıyor, hatta bazen bu toplantılar birer gövde gösterisine dönüşüyor. Megasından minisine pek çok proje üst üste sıralanıyor, sonuçta vatandaşın konuştuğu sadece sosyal belediyecilik anlayışı adını verdiğimiz politikalarla sınırlı kalıyor…

Geniş kapsamı ile ele alırsak kentlerin ekonomik, sosyal, kültürel gelişimini hedefleyen, bu nedenle altyapıdan konut politikaları, iş olanakları, spor ve kültürel etkinliklere kadar geniş bir alanda toplumcu hedeflerin izleneceği anlamına gelen sosyal belediyeciliği biz daha ziyade uygulayan ve uygulamadan yararlanan olarak dar anlamı ile ele almayı tercih ediyoruz.

En kaba haliyle, yoksulluğu esas alan ve yoksullara yönelen hizmet ve desteklerle sınırlı kalan bir anlayıştan bahsediyoruz.

Bu da bize yetiyor, zira son dönemlerde en büyük derdimiz yoksulluk

Ülkede 80 sonrası hüküm süren neoiberal politikalar da düşünülürse. sosyal devletin sosyal yardım devleti olması gibi, sosyal belediyecilik anlayışı da ‘liberal anlayışla geleneksel yaklaşımların karması‘ bir ‘sosyal yardım belediyeciliği’ haline büründü.

İnsanların insanca yaşamak için sarf ettikleri emeğin karşılığı geçinmelerine yetmeyince sadaka toplumu olduk çıktık vesselam.

Tüm bu gerçekler ışığında zaman zaman programlarıma da konuk ettiğim belediye başkanlarına sosyal yardımlar konusunda neler yapacaklarını sormak farz oluyor.

Sosyal belediyecilik açısından en acil konu; konut sorunu…

Yoksulluğun en büyük nedeni ve göstergesi barınma…

Asgari ücretin 17 bin lira olduğu, en düşük emekli maaşının ise 10 bin lira olduğu ülkede çoğunlukla alt gelir gurubundakilerin yaşadığı semtlerde bile kiralar 10 bin liranın üzerinde.

Normal koşullarda maaşın üçte biri dolayında olması gereken kiralar orta gelir grubundakileri dahi zorluyor.

Dolayısıyla özellikle alt gelir grubundakiler için sosyal konut projeleri satılık ve kiralık olarak devreye girmek zorunda önümüzdeki belediyecilik sürecinde.

Avrupa’da bu yönde uygulamalar var. Çoğunlukla yerel yönetimlerin veya bağımsız birimlerin elinde kiraya verilecek konutlar bulunuyor; bu konutların barınma sorununa önemli bir çözüm getirdiği de görülüyor.

Sanırım Avrupa’da belediyeler ellerindeki arazileri satıp belediyeye gelir elde etmek yerine ellerindeki arazilere konut inşa ederek vatandaşlarına uygun barınma imkanı sağlamayı yeğlemiş.

Sonra, Avrupa bizi kıskanıyor…

Tabii bunun dışında beslenme, özellikle de yaşlıların, yani emeklilerin ve çocukların beslenmesi ile ilgili yaşanan sıkıntılar yürek burkucu cinsten. Bu konuya da merkezi hükümetin hayli yüklü bütçelerle ödüllendirdikleri büyükşehir belediyelerinin el atması elzem.

Çünkü yine Avrupa’dan örnek vermek gerekirse, hatta tüm dünya üzerinden örneklersek, her yerde düşen gıda fiyatları bir tek bizim ülkemizde artıyor, hem de sınırsızca ve arsızca artıyor, hem de Ramazan ayında daha da fazla artıyor ki, gariban sofrasına bir lokma koyamasın…

AK Parti’nin, yürüttüğü sosyal belediyecilik anlayışının hükmü ile ayakta durduğunu, yerel seçimlerde ‘Bunlar gelirse size verilen yardımları kesecekler’ yönündeki söylentileri yayarak sandıklardan oy devşirdiğini biliyor herkes. Biliyor da önüne geçemiyor bu söylentilerin.

O halde muhalefet belediyelerinin bu açıklamaların gerçekçi olmadığına vatandaşı ikna etmesi gerekiyor. Aksi halde genel seçimlerde olduğu gibi yerel seçimlerde de yoksulluğun belirleyici olacağı düşüncesine ket vurulmuş olur.

AK Parti ile CHP’nin Bursa’da olduğu gibi pek çok büyükşehirde de başa baş bir yarış yürüttüğü düşünüldüğünde sosyal belediyecilik açısından yerine getirilebilir vaatler ve bu vaatlerin gerçekleşmesini sağlayacak bütçeler vatandaşa iyi açıklanırsa, daha doğrusu bu işi en iyi kim yaparsa kazanan adres olacaktır.

 

HABERLER