Yasemin Güler
Yasemin Güler
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Neden araştırılmıyor bu çocuklar?

Günlerdir ortalığın birbirine girdiği, önümüzdeki sürecin daha da hızlı geçeceğinin sinyallerinin verildiği zamanların ardından bugün Merkez Bankası’nın faiz artırma kararını ve bu kararın ekonomiye yansımalarını, bununla ilişkili olarak da Merkez Bankası Hafize Gaye Erkan’a bir tür operasyon çekilmesi girişimlerini yazmak yerine yine çocuklarımızı yazmayı tercih ediyorum.

Çünkü bir annenin kalbinin çocuklarının kalbi attıkça attığını, onların yüzleri güldükçe ancak annelerin de gülebildiğini, çocukları tok olduğu zaman annelerin karınlarının hep tok olduğunu biliyorum…

Bu kadar edebiyatın üstene pat diye söyleyeceğim bir gerçekle yüzleştireceğim hepinizi. Hatırlarsınız meşhur Epstein Adası konusu gündeme geldiğinde 1999 depremi sonrası bizler için kayıp olan çocukların meşhur adadaki varlığı da ortaya çıkmıştı.

Kısacası ailelerinin yıllarca kayıp olduğunu iddia ettiği, devletin ise ölü kabul ettiği çocukların ayak izleri sürülseydi Epstein Adasından çıkacaklardı belki de, ama bunu yapmamayı tercih ettik!

Bu önemli, çünkü yakın geçmişte yaşadığımız dünyanın en büyük felaketlerinden biri olarak kabul edilen 6 Şubat depremleri sonrası da pek çok aile, çocuklarının kayıp olduğu ve akıbetlerinin araştırılması için devlet makamlarına başvuruda bulundu.

Ne yazık ki, pek çoğu için sonuç alınamadı. Depremin yıl dönümüne kısa bir süre kala, yani bundan iki hafta sonra akıbeti bilinmeyen vatandaşlar, “öldü” kabul edilecek.

Yine hatırlarsınız kayıp çocuklar olduğu iddiası ile çalkanırken deprem bölgesi, Aile Bakanlığı, kayıp çocukların çetelerce kaçırıldığı iddialarını yalanlamış, hatta bazı çocuklar tarikat evlerinden çıkmış, bakanlık yetkilileri güvenli buldukları için çocukları bu evlere yerleştirdiklerine yönelik açıklamalar yapmışlardı.

En az 55 bin kişinin yaşamını yitirdiği, yaralı sayısının 107 bin 204 olarak açıklandığı Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre; 13.5 milyon kişi doğrudan etkilendi. Aradan geçen süreye rağmen halen haber alınamayan insanlar var. Gözü yaşlı aileler, akıbeti bilinmeyen yakınlarından umudu kesmiş değil. Ancak resmi prosedür gereği depremin yıl dönümünde arama çalışmaları bitecek ve ulaşılamayan kişiler “öldü” kabul edilecek.

Oysa insanlar, çocuklarının hayatta olması ile ilgili halen umutlar besliyor…

Tartışmaları Meclis gündemine taşıyan İYİ Parti, meselenin Genel Kurul’da görüşülmesi maksadıyla bir araştırma önergesi verdi. Önergede; “Depremde kaybolan vatandaşların tespit edilmesi, bakan tarafından açıklanan bilgilerin doğruluğunun incelenmesi, enkazdan çıkan cenazelerin tamamı için kimlik tespiti, DNA örneği alımı ve otopsi yapılıp yapılmadığının araştırılması, çocuk kaçırma iddialarının kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesi” istendi.

Neden böyle bir araştırma istendiğini açıklamak için İYİ Parti Antalya milletvekili Aykut Kaya kürsüde konuştu ve çok doğru yerlere parmak bastı;

“Depremin doğası gereği elbette can kayıpları yaşanabilir. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki, devletimiz deprem sonrası yapılması gereken bütün konularda sınıfta kalmıştır. Yeterli arama kurtarmayı zamanında yapmamıştır. İnsanlar enkazın altında donarak, susuz kalarak hayatını yitirmiştir. Bir de buna kayıp çocuklar konusu eklendi. Öncelikle bu çocuklarımızın kaçırılıp kaçırılmadığını, insan ticaretine konu olup olmadığını devletimizin ciddi bir şekilde araştırması gerekir.”

Vekil Kaya haklı mı?

Kesinlikle haklı…

Deprem sürecinde bu ülkede yaşayan tüm vatandaşların birbirlerine yönelik hiçbir ayırım yapmadan salt dayanışma ile sorunlarını çözmeye çalıştığını hepimiz biliyoruz. Hal böyle olunca bir karmaşanın yaşanması da son derece normal. Üstelik kış, üstelik enkaz kaldırma çalışmaları daha yeni yeni bitiyor olayın üzerinden bir yıl geçmişken…

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım’ın açıklamalarına göre; Hatay’da 122, Kahramanmaraş’ta 18, Adıyaman’da 3, Malatya ve Gaziantep’te 1 çocuk kayıp. “Eğer çocuklar veya bireyler kayıp değilse Rönesans’taki 2 yaşındaki Esila, 1 yaşındaki Mehmet Akif nerede? 3 yaşındaki Alya Dua Kılıç nerede? Neden bununla ilgili bir çalışma masası kurmuyoruz?” diye soruyor Yıldırım.

Sayılanlar sadece çocuk isimleri değil, her biri bir annenin, bir babanın evladı. Sıralananlar sadece rakamlar değil, her biri birer yaşam…

Sırf bu noktadan bakıldığında bile bir araştırma komisyonu kurulup meselenin irdelenmesi önemlidir diye düşünüyorum. Üstelik bu meselenin irdelenmesinin kimseye bir zararı da dokunmaz hani, alacak yok, verecek yok, rant yok, bölüşülecek kazanç yok…

Gelin görün ki, her zamanki cümle kuruldu, ‘yapılan oylamada, İYİ Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi!’

Neden yahu?

Neden araştırılmıyor bu çocuklar?

Neden bu ailelerin içlerinin soğuması için bir adım atılmıyor?

Anlamak güç, benim aklım almıyor…

NOT: Geçtiğimiz günlerde Yeniden Refah Partisi’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ilan edilmişti Sedat Yalçın. Politika ile yakından ilgilenenler bilir, Yalçın’ın kendisine gelen teklifi kabul etmek için öne sürdüğü en önemli şart, YRP ile AK Parti arasında bir ittifak yapılması halinde Bursa’dan belediye başkan adayı çıkarılmasından vazgeçilmesi ihtimalinin ortadan kaldırılması olmuştu. Yani şöyle diyordu Yalçın, ‘Benim adaylığımı açıkladıktan sonra, biz AK Parti ile anlaştık Bursa’dan aday çıkarmayacağız. Senin adaylığını geri çekiyoruz denilmesin bana!’

Bu talebinde de son derece haklıydı.

Göstergeler YRP ve AK Parti arasındaki görüşmelerin sonlandığını gösterirken, Yalçın’ın adaylık açıklamasının ardından görüşmelerin yeniden başladığına şahit olduk. Hatta AK Parti’nin YRP’den Bursa’yı istediğini de işitir olduk kulislerden…

Önümüzdeki günler sıcak, hem de çok sıcak gelişmelere gebe olacak. Dikkatle takibe devam edeceğiz elbette…

HABERLER